
Bilinen o ki işçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaması hâlinde, herhangi bir çalışma şartı aranmaksızın o güne ait ücreti tam olarak ödenecektir. Söz konusu günlerde çalışılması durumunda ise, normal ücretlerine ek olarak çalıştıkları her gün için ayrıca bir günlük ücret daha ödenmesi gerekecektir. (4857 sayılı Kanun m.47)
2429 sayılı Kanun m.2 uyarınca Ramazan Bayramı; arife günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gün olup genel tatil niteliğindedir. Bu yıl ise Ramazan Bayramı 19 (arife) –22 Mart tarihlerine tekabül etmektedir. Bu doğrultuda işçinin genel tatil mahiyetindeki bayram gününde çalışmaması durumunda o günlere ilişkin ücreti tam olarak ödenecektir. Şayet bayram tatiline denk gelen bu günlerde bir çalışma gerçekleşir ise o halde ilaveten bir günlük ücret daha ödenecektir. Burada bir parantezin arife günü çalışmasına açılması gerekmektedir. Arife günü, dini bayramların bir parçası olarak değerlendirilir ve öğleden sonraki kısmı genel tatil statüsündedir. Arife günü saat 13.00’e kadar yapılan çalışmalar normal çalışma olarak kabul edilirken, bu saatten sonra yapılan çalışmalar genel tatil çalışması niteliğindedir. Kararlarda da “yarım gün tatil olan 28 Ekim ve arefe günleri için yarım yevmiye hesabıyla belirlenmelidir” şeklinde belirtildiği üzere arife günü çalışmalarında yarım yevmiye hesabı yapılacaktır.
İşçinin genel tatil gününde çalışması hâlinde, ücret yerine izin kullandırılıp kullandırılamayacağı sorusu uygulamada taraflar arasında gündeme gelebilmektedir. Burada böyle bir seçeneğin mümkün olup olmadığına sevk eden sorunun fazla çalışma kapsamındaki “serbest zamana” ilişkin düzenleme çerçevesinde geliştiği düşüncesindeyiz.
Hatırlatmakta fayda vardır ki; “Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.” (4857 sayılı Kanun m.41) Her ne kadar ücret yerine serbest zaman kullanımı fazla çalışma kapsamında bir opsiyon olarak tanınmasından bahisle aşinalık yaratsa da bu düzenleme UBGT ve hafta tatili çalışmaları yönünden uyarlılık kazanmayacaktır.
Nitekim Yüksek Mahkeme, genel tatil çalışması karşılığında ücret ödeme zorunluluğuna net bir vurgu yapmaktadır:
“Genel tatillerdeki çalışma veya hafta tatili çalışması karşılığında izin kullanıldığı beyan edilmiş ise de bu durum işçinin genel tatil çalışması veya hafta tatili çalışması için ücret talep etmesine engel değildir. Zira 4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesine göre genel tatil çalışması karşılığı ücret ödenmesi zorunlu olup, genel tatil çalışması karşılığının izin kullandırılarak ödenmesi düzenlemesi getirilmemiştir. Benzer durum, hafta tatili alacağının düzenlendiği 46. maddede de geçerlidir.” (Yarg. 9. HD. E. 2015/26859 K. 2018/84 T. 15.01.2018)
Sonuç itibarıyla genel tatil çalışması karşılığında ücretin ödenmesi zorunluluğu gerek 47. madde metni ile gerek içtihatlarla sabittir. Fiili izin müessesesi yalnızca fazla çalışma için öngörülmüş olup genel tatil bakımından izinle telafi söz konusu olmayacaktır. Bu nedenledir ki bayramda çalışan işçinin çalışma karşılığında ücreti ödenecek “izin” adı altında bir denkleştirmeden söz edilemeyecektir.







